Aysun Bozuklu

Akışkan Gelecek

20 Mayıs - 20 Haziran 2026

Pg Art Gallery, 20 Mayıs – 20 Haziran tarihleri arasında Aysun Bozuklu’nun Akışkan Gelecek başlıklı sergisine ev sahipliği yapmaktan mutluluk duyar.

Aysun Bozuklu’nun resimleri, zamanın doğrusal akışını yitirdiği ve mekanın içinde yoğunlaşarak katmanlaştığı bir evreni ele alır. Sergi, insanlığın alışık olduğu ölçülebilir, bölünebilir ve ileriye doğru ilerleyen zaman anlayışından uzaklaşarak alternatif bir zamansallık üzerine düşünmeye davet eder. Bu kurguda zaman, ilerleyen bir çizgi olmaktan çıkar; biriken, yoğunlaşan ve mekanın içinde katmanlaşan bir yapıya dönüşür. Mekan ise bu yoğunlaşmanın taşıyıcısı haline gelir.

Resimlerindeki şehirler, geleceğe ait olmalarına rağmen eski görünür. Çünkü burada zaman geçmiş üretmez; yüzeylerde biriken bir yoğunluk olarak varlık gösterir. Yapılar bu nedenle aşınma, oluşum ve çözülme gibi farklı durumları aynı anda bünyesinde barındırır. Bu katmanlı yapı içerisinde, kente ait endüstriyel unsurlar da alışıldık işlevlerinden uzaklaşarak başka bir varoluş biçimine evrilir. Boru sistemleri, taşıyıcı yüzeyler ve yapısal elemanlar fiziksel bir dolaşımı değil, zamanın kendisini taşıyan yapılara dönüşür. Mekan sabitliğini kaybeder; zamanın içinde çözülerek geçirgen ve değişken bir organizmaya dönüşür. Doğa bu evrende büyüyen değil, hatırlayan bir yapı olarak ele alınır. Bitkiler toprağa bağlı bir gelişim göstermek yerine zamanın katmanlarını yararak yüzeye çıkar. Renk ve ışık da benzer şekilde hareket etmez; yayılmak yerine yoğunlaşır ve sabitlenir. Böylece doğanın döngüsel yapısı da yeniden düşünmeye açılır.

Bu evrende figür, fiziksel bir varlık olarak değil, zamansal bir iz olarak belirir. Sanatçının heykel pratiğinde karşılık bulan bu figürler, inşa edilen bu sessiz şehirlerin zamansız sakinleri olarak düşünülür; fiziksel bir varoluştan ziyade, mekanın farklı zaman katmanlarında bıraktığı ruhani izleri temsil ederler. Hiçbir zaman doğrudan orada bulunmamış, ancak o mekanın enerjisinden, pasından ve ışığından türemiş bu figürler, bu dünyanın hayaletleri olarak varlık gösterir. Pürüzsüz ve dokunulmaz yüzeyleri, endüstriyel kalıntıların sertliğine karşı kırılgan ama sürekliliği olan bir karşılık sunar. Ne bir yere ulaşmaya çalışırlar ne de görünür olmayı talep ederler; yalnızca oradadırlar ve mekanın doğaya ve kozmik döngülere teslimiyetine sessizce eşlik ederler.

Sergi kurgusunda sunulan bu dünya, tamamen farklı bir yerden ziyade mevcut gerçekliğin başka bir zaman katmanını temsil eder. İnsanlık bu düzlemde doğrudan görünmez; ancak geride bıraktığı izler ve dönüşmüş yapılar aracılığıyla varlığını hissettirmeye devam eder. Bu şehirler terk edilmiş ya da yok olmuş değildir; yalnızca başka bir zamansal düzleme geçmiştir.